Abdullah KARACA: “Suriye’de ekonomik toparlanma, üretim ve güvenle mümkün”

Abdullah KARACA: “Suriye’de ekonomik toparlanma, üretim ve güvenle mümkün”
FreeNews.TR/ Özel Röportaj /
İş insanı ve Sultaniye Group Genel Koordinatörü Abdullah KARACA, freenews.tr için hazırlanan bu söyleşide Suriye’nin yeniden yapılanmasını, Türk şirketleri açısından iş birliği alanlarını ve ekonomik toparlanmanın toplumsal boyutunu değerlendirdi. Karaca, yatırımların kalıcı sonuç vermesi için yerel ihtiyaçların, finansmanın ve kurumsal güvenin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
— Öncelikle sizi tanıyalım. Suriye’de hangi alanlarda çalışmalar yürütüyorsunuz?
Ben Abdullah KARACA. Trabzon kökenli, işletme alanında yüksek lisans yapmış bir iş insanıyım. Dış ticaret, uluslararası iş geliştirme ve sivil toplum çalışmalarında uzun yıllara dayanan bir tecrübem var.
Sultaniye Group bünyesinde Türkiye ile Suriye arasında ticaret, yatırım, turizm ve sektörel iş birlikleri geliştirmeye çalışıyoruz. Sultaniye Turizm üzerinden iş ve kültür gezileri, fuar ziyaretleri ve sektör buluşmaları üzerine çalışmalar yürütüyoruz.
Sosyal medyada Suriyelog Abdullah hesabı üzerinden Suriye’nin günlük hayatını, kültürünü ve sahadaki gözlemlerimi paylaşıyorum. Bu çalışmaların ortak hedefi, iki toplum arasındaki ilişkilerin somut ve kalıcı faydaya dönüşmesi.

— Suriye’ye ilk ziyaretinizden bugüne, ekonomik ve toplumsal açıdan en belirgin değişim sizce hangi alanlarda oldu?
8 Aralık 2024 sonrasındaki yeni dönemde, Cumhurbaşkanımızın talimatı doğrultusunda THY’nin Şam seferlerinin başlatmasıyla Suriye’ye gidenlerden biri oldum. İlk ziyaretlerimde insanların geleceğe ilişkin beklentilerini ve ülkenin mevcut durumunu anlamaya odaklandım.
Bugün benim dikkatimi çeken, geleceğe ilişkin beklentilerin daha somut sorulara dönüşmesi: İşletmeler nasıl çalışacak, üretim nasıl artırılacak, yatırımlar nasıl finanse edilecek, gençler nerede istihdam edilecek?
Ancak beklentiyle uygulama arasında hâlâ önemli bir mesafe bulunuyor. Bir işletmenin yeniden faaliyete geçmesi için enerji, sermaye, personel, malzeme ve ulaşım gerekiyor. Toparlanmayı değerlendirirken bu unsurlara birlikte bakmalıyız.
— Türkiye’deki Suriye algısıyla sahada karşılaştığınız tablo arasında nasıl bir fark var?
Çok büyük bir fark var, işte bu farklı doğru bir düzlemde kapatmaya çalışıyoruz…
Türkiye’de Suriye çoğunlukla savaş, göç ve siyasi tartışmalar üzerinden konuşuluyor. Sahada ise bu başlıkların yanında gündelik hayatını sürdürmeye çalışan insanları görüyorsunuz.
Esnaf dükkânını açmak, sanayici üretmek, aileler çocuklarını okutmak istiyor. Ülkenin ticaret, zanaatkârlık ve kültür birikimini de hesaba katmak gerekiyor.
Ekonomik açıdan dışarıdan görülen büyük ihtiyaçlar, içeride ayrıntılı bir çalışma gerektiriyor. İhtiyacı karşılayacak bütçe, yetkili kurum, uygulama takvimi ve işletme modeli araştırılmadan sağlıklı bir proje kurulamaz.
— Suriye’nin yeniden yapılanmasında ekonomi ile kurumsal işleyiş arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yatırımcı açısından öngörülebilirlik çok önemli. Muhatabının yetkisini bilmek, işlemlerin nasıl yürüdüğünü anlamak, sözleşmesinin ve ödeme planının açık olması gerekir.
Yerel işletmeler açısından da aynı ihtiyaç geçerli. Üretim yapacak bir firma, enerjiye erişimini, tedarikini ve müşterileriyle ilişkisini planlayebilmelidir.

Bu nedenle ekonomik toparlanmanın altyapı ve finansman kadar kurumsal güvenle de bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Şeffaf süreçler, düzenli iletişim ve uygulanabilir taahhütler, uzun vadeli ortaklıkları güçlendirir.
— Türkiye bu süreçte nasıl bir rol üstlenebilir?
Türkiye’nin üretim kapasitesi, mühendislik tecrübesi ve coğrafi yakınlığı önemli avantajlar sağlıyor. İnşaat, enerji, tarım, lojistik, sağlık ve mesleki eğitim alanlarında iş birlikleri geliştirilebilir.
Ben yerel istihdamı ve bilgi aktarımını içeren projeleri özellikle önemsiyorum. Suriyeli kurumların ve işletmelerin karar süreçlerine katılması, yapılan işin sahiplenilmesini ve sürdürülebilmesini sağlar.
Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin karşılıklı faydaya dayanması gerekir. Üretim kapasitesi artan ve insanların geçim imkânlarının güçlendiği bir Suriye, bölgesel istikrar açısından da değer taşır.
— Türk şirketleri açısından hangi sektörleri öncelikli görüyorsunuz?
Tabiî başta İnşaat sektörü çok önemli…
Sonrasında tabii ki,
günlük hayatın ve üretimin devamı için gerekli alanlar öncelikle araştırılmalı. Enerji çözümleri, elektrik altyapısı, su ve atık su sistemleri, yapıların onarımı, yapı malzemeleri, tarım ekipmanları, sulama, gıda işleme ve lojistik bu kapsamda değerlendirilebilir.
Tekstil, makine bakım ve onarım hizmetleri ile sağlıkla bağlantılı ürün ve hizmetler de incelenmeye değer. Turizmde ise tarihî ve kültürel birikimin önemli bir potansiyel oluşturduğunu düşünüyorum.
Fakat ihtiyaç bulunan her alan, otomatik olarak yatırım yapılabilir bir proje anlamına gelmez. Müşterinin ödeme kapasitesi, finansman, izinler, tedarik ve işletme giderleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
— Suriye pazarına girmek isteyen firmalara ilk tavsiyeniz ne olur?
Önce sahayı tanımalarını ve ihtiyaçları dinlemelerini öneririm.
Burası çok önemli…
Hazır bir ürünü satmaya odaklanmadan önce, o ürünün hangi sorunu çözeceğini ve hangi şartlarda kullanılacağını anlamak gerekiyor.
Yerel ortak incelemesi, yetki doğrulaması, açık sözleşme, ödeme planı ve satış sonrası hizmet baştan düşünülmeli. Güncel hukuki ve ticari şartlar da işlem özelinde kontrol edilmeli.
“Suriye’deki fırsatlar altın tepside sunulmayacak” derken bunu kastediyorum. Netice alabilmek için hazırlık, doğru ortak ve düzenli takip gerekiyor. Yönetilebilir ölçekte başlayan başarılı bir proje, sonraki işler için güçlü bir referans olabilir.

— Şehirlerin farklı ihtiyaçları yatırım planlamasını nasıl etkiliyor?
Tek bir Suriye pazarı yaklaşımı yeterli olmayabilir. Aynı şehrin mahalleleri arasında bile altyapı, hasar ve ekonomik faaliyet açısından farklar bulunabiliyor.
Şam’ı kamu kurumları, ticaret ve hizmetler üzerinden; Halep’i sanayi ve zanaatkârlık birikimiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Humus, Hama ve İdlib gibi bölgelerde de yerel ihtiyaçlar ve mevcut kapasite ayrıca incelenmeli.
Ben her bölgede yerel yetkililerle, meslek kuruluşlarıyla ve işletmelerle görüşülerek ihtiyaç haritası hazırlanmasını önemsiyorum. Projenin kapsamı, yerel şartlara göre belirlenmeli.
— Geri dönüş meselesinin ekonomik boyutunu nasıl görüyorsunuz?
Memleket özlemi çok güçlü bir duygu. Bunun yanında aileler yaşayacakları evi, geçimlerini, çocuklarının eğitimini ve sağlık hizmetlerine erişimi düşünüyor.
Geri dönüşün gönüllü, güvenli ve insan onuruna uygun olması gerektiğine inanıyorum. İnsanların sağlıklı bilgiyle karar verebilmesi ve döndükten sonra hayatlarını sürdürebilmesi esas olmalı.
İş dünyası burada üretim ve istihdamla katkı sunabilir. Bir kişinin kendi memleketinde çalışabilmesi, ailesinin geleceğini planlamasını kolaylaştırır. Dolayısıyla geri dönüşü, barınma ve temel hizmetlerle birlikte ekonomik hayatın yeniden kurulması üzerinden değerlendirmeliyiz.
— Sultaniye Turizm’in çalışmalarını ekonomik ilişkiler içinde nereye koyuyorsunuz?
İyi hazırlanmış iş gezileri ve sektör buluşmaları, firmaların birbirini tanımasını ve doğru muhataplara ulaşmasını kolaylaştırabilir. Fuar ziyaretleri de pazarın ihtiyaçlarını yerinde görmek açısından değerli.
Biz de Sultaniye Turizm üzerinden kültürel tanışıklıkla ekonomik temasın birbirini desteklediği programlar geliştirmeye çalışıyoruz. Bir ülkeyi anlamak, iş dünyası kadar insanlarıyla ve gündelik hayatıyla temas kurmayı da gerektiriyor.
Bu programların başarısını ziyaret sonrasında kurulan ilişkilerle değerlendirmek gerekir. Görüşmelerin takip edilmesi ve uygulanabilir iş birliklerine dönüşmesi önemli.
— Sivil toplum ve iletişim çalışmalarınız bu yaklaşımı nasıl tamamlıyor?
Suriye uzmanı vurgusuyla dayanışmanın ve toplumsal faydanın önemini öne çıkarıyorum. İnsanların ihtiyaçlarını dinlemek, çalışmalarımızın yönünü daha sağlıklı belirlememizi sağlar.
Suriyelog Abdullah üzerinden de Suriye’yi daha kapsamlı anlatmaya gayret ediyorum. Kültürünü, günlük hayatını, üretim birikimini ve insanların beklentilerini paylaşmak istiyorum.
İş dünyası, sivil toplum ve iletişim arasında güçlü bir bağ var. İnsanları ve ihtiyaçları doğru tanıdığınızda, daha anlamlı ortaklıklar geliştirebiliyorsunuz.
— Son olarak, Suriye’nin geleceğine ilişkin temel beklentiniz nedir?
İnsanların güvenle yaşadığı, çocukların eğitim aldığı, gençlerin çalışabildiği ve farklı toplumsal kesimlerin haklarının korunduğu bir Suriye görmek istiyorum.
Bu geleceğin sahibi Suriyelilerdir. Türkiye’nin ve bizim gibi sahada çalışan insanların katkısı, onların önceliklerini dinlemek ve güvenilir iş birlikleri geliştirmek olmalı.
Kendi çalışmalarım açısından da somut sonuçlara bakıyorum: Kaç işletmenin üretime geçmesine, kaç insanın iş bulmasına ve kaç sürdürülebilir ortaklığın kurulmasına katkı sunduk?
Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin barış, karşılıklı güven ve refah temelinde güçlenmesini önemsiyorum. Bunun için iyi niyetle birlikte disiplinli çalışma ve uzun vadeli bir bakış gerekiyor…
İlginiz için teşekkürler…
English Translation
Abdullah KARACA: “Economic recovery in Syria is possible with production and trust”
FreeNews.TR / Special Interview /
Businessperson and Sultaniye Group General Coordinator Abdullah KARACA evaluated Syria’s reconstruction, areas of cooperation for Turkish companies, and the social dimension of economic recovery in this interview prepared for freenews.tr. Karaca emphasized that local needs, financing, and institutional trust must be addressed together for investments to yield permanent results.
— First, let’s get to know you. In which areas do you operate in Syria?
I am Abdullah KARACA. I am a businessperson with roots in Trabzon and hold a master’s degree in business administration. I have long-standing experience in foreign trade, international business development, and civil society work.
Within Sultaniye Group, we strive to develop trade, investment, tourism, and sectoral collaborations between Turkey and Syria. Through Sultaniye Tourism, we conduct work on business and cultural tours, fair visits, and sector meetings.
On social media via the account “Suriyelog Abdullah”, I share Syria’s daily life, culture, and my field observations. The common goal of these efforts is to transform relations between the two societies into concrete and lasting benefits.
— Since your first visit to Syria, what changes have been most prominent economically and socially in your opinion?
In the new period after December 8, 2024, in line with our President’s instructions, I was among those who went to Syria when THY’s Damascus flights were launched. In my first visits, I focused on understanding people’s expectations regarding the future and the current state of the country.
Today, what catches my attention is that expectations regarding the future have turned into more concrete questions: How will businesses operate, how will production be increased, how will investments be financed, where will young people be employed?
However, there is still a significant gap between expectations and implementation. For a business to resume operations, energy, capital, personnel, materials, and transportation are required. When evaluating recovery, we must look at these elements together.
— What is the difference between the perception of Syria in Turkey and the picture you encountered in the field?
There is a huge difference, and we are trying to bridge this difference on the right plane…
In Turkey, Syria is mostly talked about through war, migration, and political discussions. In the field, alongside these topics, you see people trying to continue their daily lives.
Tradespeople want to open their shops, industrialists want to produce, families want to educate their children. The country’s accumulation of trade, craftsmanship, and culture must also be taken into account.
From an economic perspective, the large needs seen from the outside require detailed work on the inside. A healthy project cannot be established without researching the budget to meet the need, the authorized institution, the implementation schedule, and the business model.
— How do you evaluate the relationship between economy and institutional functioning in Syria’s reconstruction?
Predictability is very important from an investor’s perspective. One needs to know the authority of their counterpart, understand how procedures are carried out, and have clear contracts and payment schedules.
The same need applies to local businesses. A company that will engage in production must be able to plan its access to energy, supply, and relationships with customers.
Therefore, I think economic recovery is connected to institutional trust as much as to infrastructure and financing. Transparent processes, regular communication, and actionable commitments strengthen long-term partnerships.
— What role can Turkey assume in this process?
Turkey’s production capacity, engineering experience, and geographical proximity provide significant advantages. Collaborations can be developed in construction, energy, agriculture, logistics, health, and vocational education.
I particularly care about projects that include local employment and knowledge transfer. The participation of Syrian institutions and businesses in decision-making processes ensures that the work is owned and sustainable.
Economic relations between Turkey and Syria must be based on mutual benefit. A Syria with increased production capacity and strengthened livelihood opportunities for its people also holds value for regional stability.
— Which sectors do you see as priority for Turkish companies?
Of course, the construction sector is very important in the first place…
Following that, areas necessary for the continuation of daily life and production should be investigated first. Energy solutions, electrical infrastructure, water and wastewater systems, repair of structures, building materials, agricultural equipment, irrigation, food processing, and logistics can be evaluated within this scope.
Textiles, machinery maintenance and repair services, and health-related products and services are also worth examining. In tourism, I think historical and cultural accumulation creates significant potential.
However, every area in need does not automatically mean an investable project. The customer’s payment capacity, financing, permits, supply, and operating expenses must be evaluated separately.
— What would be your first advice to companies wanting to enter the Syrian market?
I recommend that they first get to know the field and listen to the needs.
This is very important…
Before focusing on selling a ready-made product, it is necessary to understand which problem that product will solve and under what conditions it will be used.
Local partner review, authority verification, open contracts, payment schedules, and after-sales services should be considered from the start. Current legal and commercial conditions should also be checked on a transaction-specific basis.
This is what I mean when I say, “Opportunities in Syria will not be presented on a silver platter.” To achieve results, preparation, the right partner, and regular follow-up are required. A successful project starting at a manageable scale can be a strong reference for subsequent business.
— How do the different needs of cities affect investment planning?
A single Syria market approach may not be sufficient. Even between neighborhoods of the same city, there are differences in terms of infrastructure, damage, and economic activity.
Damascus needs to be evaluated through public institutions, trade, and services; Aleppo with its industrial and craftsmanship accumulation. Local needs and existing capacity in regions like Homs, Hama, and Idlib should also be examined separately.
I care about preparing a needs map by meeting with local authorities, professional organizations, and businesses in each region. The scope of the project should be determined according to local conditions.
— How do you view the economic dimension of the return issue?
Longing for one’s homeland is a very strong feeling. Alongside this, families think about the home they will live in, their livelihoods, their children’s education, and access to health services.
I believe that returns must be voluntary, safe, and in accordance with human dignity. It must be essential for people to make decisions with healthy information and to be able to continue their lives after returning.
The business world can contribute here with production and employment. Being able to work in one’s own homeland makes it easier for a family to plan its future. Therefore, we should evaluate the return through the re-establishment of economic life along with housing and basic services.
— Where do you place Sultaniye Tourism’s work within economic relations?
Well-prepared business trips and sector meetings can facilitate companies getting to know each other and reaching the right counterparts. Fair visits are also valuable in terms of seeing market needs on-site.
Through Sultaniye Tourism, we also try to develop programs where cultural familiarity and economic contact support each other. Understanding a country requires establishing contact with its people and daily life as well as its business world.
The success of these programs should be evaluated by the relationships established after the visit. It is important that meetings are followed up and turned into applicable collaborations.
— How do your civil society and communication work complement this approach?
I highlight the importance of solidarity and social benefit with the emphasis of being a Syria expert. Listening to people’s needs allows us to determine the direction of our work more healthily.
Through “Suriyelog Abdullah”, I also strive to explain Syria more comprehensively. I want to share its culture, daily life, production accumulation, and people’s expectations.
There is a strong bond between the business world, civil society, and communication. When you know people and needs correctly, you can develop more meaningful partnerships.
— Finally, what is your basic expectation regarding Syria’s future?
I want to see a Syria where people live in safety, children receive education, young people can work, and the rights of different social segments are protected.
The owners of this future are Syrians. The contribution of Turkey and people like us working in the field should be to listen to their priorities and develop reliable partnerships.
From the perspective of my own work, I look at concrete results: How many businesses have started production, how many people have found jobs, and how many sustainable partnerships have been established?
I care about strengthening relations between Turkey and Syria on the basis of peace, mutual trust, and prosperity. For this, goodwill must be accompanied by disciplined work and a long-term perspective…
Thanks for your interest…
Arabic Translation (الترجمة العربية)
عبد الله كراجا: “التعافي الاقتصادي في سوريا ممكن من خلال الإنتاج والثقة”
FreeNews.TR / مقابلة خاصة /
قيّم رجل الأعمال والمنسق العام لمجموعة “سلطانية” (Sultaniye Group)، عبد الله كراجا، في هذه المقابلة المعدة لصالح موقع (freenews.tr)، عملية إعادة إعمار سوريا، ومجالات التعاون المتاحة للشركات التركية، والبعد الاجتماعي للتعافي الاقتصادي. وأكد كراجا على ضرورة تناول الاحتياجات المحلية، والتمويل، والثقة المؤسسية معاً لكي تؤتي الاستثمارات ثمارها بشكل دائم.
— دعنا نتعرف عليك أولاً. في أي مجالات تعمل في سوريا؟
أنا عبد الله كراجا. من أصول طرابزونية، وحاصل على درجة الماجستير في إدارة الأعمال. لدي خبرة طويلة الأمد في التجارة الخارجية، وتطوير الأعمال الدولية، وأعمال المجتمع المدني.
نسعى من خلال مجموعة “سلطانية” إلى تطوير التجارة والاستثمار والسياحة والتعاون القطاعي بين تركيا وسوريا. ونقوم عبر “سلطانية للسياحة” بأنشطة تتعلق برحلات العمل والثقافة، وزيارات المعارض، واللقاءات القطاعية.
أقوم عبر وسائل التواصل الاجتماعي من خلال حساب “Suriyelog Abdullah” بمشاركة الحياة اليومية في سوريا، وثقافتها، وملاحظاتي الميدانية. والهدف المشترك لكل هذه الجهود هو تحويل العلاقات بين المجتمعين إلى فائدة ملموسة ودائمة.
— منذ زيارتك الأولى لسوريا وحتى اليوم، ما هي التغيرات الأبرز من الناحية الاقتصادية والاجتماعية في رأيك؟
في الفترة الجديدة التي تلت 8 كانون الأول/ديسمبر 2024، وبتوجيهات من رئيس الجمهورية، كنت من بين أولئك الذين ذهبوا إلى سوريا مع بدء رحلات الخطوط الجوية التركية إلى دمشق. ركزت في زياراتي الأولى على فهم تطلعات الناس للمستقبل والوضع الحالي للبلاد.
اليوم، ما يلفت انتباهي هو تحول التوقعات المتعلقة بالمستقبل إلى أسئلة أكثر ملموسية: كيف ستعمل الشركات؟ كيف سيتم زيادة الإنتاج؟ كيف سيتم تمويل الاستثمارات؟ وأين سيتم توظيف الشباب؟
ومع ذلك، لا تزال هناك مسافة مهمة بين التوقعات والتنفيذ. لكي تستأنف أي منشأة أعمالها، فإنها تحتاج إلى الطاقة، رأس المال، الموظفين، المواد، ووسائل النقل. يجب أن ننظر إلى هذه العناصر مجتمعة عند تقييم التعافي.
— ما هو الفرق بين الانطباع السائد عن سوريا في تركيا والصورة التي واجهتها على الأرض؟
هناك فرق كبير جداً، وهنا نحاول ردم هذه الفجوة في مسارها الصحيح…
يتم الحديث عن سوريا في تركيا غالباً من خلال الحرب والهجرة والنقاشات السياسية. أما على الأرض، وإلى جانب هذه العناوين، ترى بشراً يواصلون حياتهم اليومية.
يريد الحرفي فتح متجره، والصانع الإنتاج، والعائلات تعليم أطفالها. كما يجب أخذ تراكم التجارة والحرفة والثقافة في البلاد بعين الاعتبار.
من الناحية الاقتصادية، الاحتياجات الكبيرة التي تُرى من الخارج تتطلب عملاً تفصيلياً من الداخل. لا يمكن إقامة مشروع سليم دون البحث عن الميزانية التي تلبي الاحتياجات، والمؤسسة المخولة، وجدول التنفيذ، ونموذج التشغيل.
— كيف تقيم العلاقة بين الاقتصاد والعمل المؤسسي في عملية إعادة إعمار سوريا؟
القدرة على التنبؤ أمر بالغ الأهمية من منظور المستثمر. يجب على المرء معرفة صلاحيات نظيره، وفهم كيفية سير الإجراءات، وأن يكون عقده وخطة دفعه واضحين.
ينطبق الاحتياج نفسه على الشركات المحلية. يجب أن تكون الشركة التي ستنتج قادرة على تخطيط حصولها على الطاقة، والتوريد، وعلاقاتها مع الزبائن.
لهذا السبب، أعتقد أن التعافي الاقتصادي يرتبط بالبنية التحتية والتمويل، كما يرتبط بالثقة المؤسسية. فالعمليات الشفافة، والتواصل المنتظم، والالتزامات القابلة للتنفيذ تعزز الشراكات طويلة الأجل.
— ما هو الدور الذي يمكن أن تلعبه تركيا في هذه العملية؟
تمنح طاقة تركيا الإنتاجية، وخبرتها الهندسية، وقربها الجغرافي مزايا مهمة. ويمكن تطوير تعاون في مجالات البناء والطاقة والزراعة والخدمات اللوجستية والصحة والتعليم المهني.
أهتم بشكل خاص بالمشاريع التي تتضمن التوظيف المحلي ونقل المعرفة. إن مشاركة المؤسسات والشركات السورية في عمليات صنع القرار تضمن تبني العمل واستدامته.
يجب أن تستند العلاقات الاقتصادية بين تركيا وسوريا إلى المنفعة المتبادلة. إن سوريا ذات القدرة الإنتاجية المتزايدة وفرص العيش المعززة لشعبها تمثل قيمة هامة للاستقرار الإقليمي أيضاً.
— ما هي القطاعات التي تراها ذات أولوية بالنسبة للشركات التركية؟
بالطبع، قطاع البناء مهم جداً في المقدمة…
وبعد ذلك، بالطبع، يجب بحث المجالات الضرورية لاستمرار الحياة اليومية والإنتاج أولاً. يمكن تقييم حلول الطاقة، والبنية التحتية الكهربائية، وأنظمة المياه والصرف الصحي، وإصلاح المباني، ومواد البناء، والمعدات الزراعية، والري، وتجهيز الأغذية، والخدمات اللوجستية في هذا النطاق.
كما تستحق المنسوجات، وخدمات صيانة وإصلاح الآلات، والمنتجات والخدمات المتعلقة بالصحة الدراسة. وفي قطاع السياحة، أعتقد أن التراكم التاريخي والثقافي يشكل إمكانات كبيرة.
ولكن، ليس كل مجال يحمل احتياجاً يعني تلقائياً مشروعاً قابلاً للاستثمار. يجب تقييم القدرة الشرائية للعملاء، والتمويل، والتراخيص، والتوريد، ومصاريف التشغيل كل على حدة.
— ما هي نصيحتك الأولى للشركات الراغبة في دخول السوق السورية؟
أوصيهم أولاً بالتعرف على الميدان والاستماع إلى الاحتياجات.
هذا أمر في غاية الأهمية…
قبل التركيز على بيع منتج جاهز، من الضروري فهم المشكلة التي سيحلها ذلك المنتج وتحت أي ظروف سيتم استخدامه.
يجب التفكير مسبقاً في تقييم الشريك المحلي، والتحقق من الصلاحيات، والعقود الواضحة، وخطة الدفع، وخدمات ما بعد البيع. كما ينبغي التحقق من الشروط القانونية والتجارية الحالية لكل معاملة على حدة.
هذا ما أعنيه عندما أقول: “الفرص في سوريا لن تُقدم على طبق من ذهب”. للحصول على نتائج، يتطلب الأمر الاستعداد، والشريك الصحيح، والمتابعة المنتظمة. المشروع الناجح الذي يبدأ بحجم قابل للإدارة يمكن أن يشكل مرجعاً قوياً للأعمال اللاحقة.
— كيف تؤثر الاحتياجات المختلفة للمدن على التخطيط الاستثماري؟
قد لا يكون نهج السوق السورية الواحدة كافياً. فحتى بين أحياء المدينة الواحدة، توجد اختلافات من حيث البنية التحتية، والأضرار، والنشاط الاقتصادي.
يجب تقييم دمشق من خلال المؤسسات العامة، التجارة والخدمات؛ وحلب بتراكمها الصناعي والحرفي. كما ينبغي دراسة الاحتياجات المحلية والقدرات الحالية في مناطق مثل حمص وحماة وإدلب بشكل منفصل.
أنا أهتم بإعداد خريطة احتياجات من خلال الاجتماع مع السلطات المحلية، والمنظمات المهنية، والشركات في كل منطقة. ويجب تحديد نطاق المشروع وفقاً للظروف المحلية.
— كيف ترى البعد الاقتصادي لمسألة العودة؟
الشوق إلى الوطن شعور قوي للغاية. وإلى جانب ذلك، تفكر العائلات في المنزل الذي سيعيشون فيه، وسبل عيشهم، وتعتعليم أطفالهم، والوصول إلى الخدمات الصحية.
أؤمن بأن العودة يجب أن تكون طوعية وآمنة ومرتبطة بالكرامة الإنسانية. ويجب أن يكون الأساس هو تمكن الناس من اتخاذ القرارات بناءً على معلومات سليمة وقدرتهم على مواصلة حياتهم بعد العودة.
يمكن لعالم الأعمال المساهمة هنا من خلال الإنتاج والتوظيف. قدرة الشخص على العمل في وطنه تسهل على عائلته التخطيط لمستقبلها. لذلك، يجب علينا تقييم العودة عبر إعادة تأسيس الحياة الاقتصادية إلى جانب السكن والخدمات الأساسية.
— أين تضع أعمال “سلطانية للسياحة” ضمن العلاقات الاقتصادية؟
رحلات العمل واللقاءات القطاعية المعدة جيداً يمكن أن تسهل على الشركات التعرف على بعضها البعض والوصول إلى الأطراف الصحيحة. كما أن زيارات المعارض تعتبر ذات قيمة من حيث رؤية احتياجات السوق على أرض الواقع.
نحاول أيضاً من خلال “سلطانية للسياحة” تطوير برامج يدعم فيها التعرف الثقافي والتواصل الاقتصادي بعضهما البعض. فهم البلد يتطلب إقامة تواصل مع شعبه وحياته اليومية بقدر ما يتطلب التواصل مع عالم الأعمال.
يجب تقييم نجاح هذه البرامج من خلال العلاقات التي تُبنى بعد الزيارة. ومن المهم متابعة الاجتماعات وتحويلها إلى تعاونات قابلة للتنفيذ.
— كيف تكمل أعمال المجتمع المدني والتواصل هذا النهج؟
أبرز أهمية التضامن والمنفعة الاجتماعية من خلال التأكيد على صفة الخبير بالشؤون السورية. الاستماع إلى احتياجات الناس يتيح لنا تحديد اتجاه أعمالنا بشكل أكثر سلامة.
أحاول أيضاً من خلال حساب “Suriyelog Abdullah” شرح سوريا بشكل أكثر شمولاً. أود مشاركة ثقافتها، وحياتها اليومية، وتراكمها الإنتاجي، وتطلعات الناس.
هناك رابط قوي بين عالم الأعمال، والمجتمع المدني، والتواصل. عندما تتعرف على الناس والاحتياجات بشكل صحيح، يمكنك تطوير شراكات أكثر مغزى.
— وأخيراً، ما هو توقعك الأساسي لمستقبل سوريا؟
أريد أن أرى سورية يعيش الناس فيها بأمان، ويتلقى الأطفال التعليم، ويستطيع الشباب العمل، وتُحصن فيها حقوق مختلف الشرائح الاجتماعية.
أصحاب هذا المستقبل هم السوريون أنفسهم. يجب أن تكون مساهمة تركيا والأشخاص الذين يعملون مثلنا في الميدان هي الاستماع إلى أولوياتهم وتطوير شراكات موثوقة.
من منظور أعمالي الخاصة، أنظر إلى النتائج الملموسة: كم عدد الشركات التي بدأت بالإنتاج، وكم عدد الأشخاص الذين وجدوا عملاً، وكم عدد الشراكات المستدامة التي أُسست؟
أهتم بتعزيز العلاقات بين تركيا وسوريا على أساس السلام والثقة المتبادلة والازدهار. ولتحقيق ذلك، يلزم العمل بانضباط إلى جانب النية الحسنة ونظرة مستقبلية طويلة الأجل…
شكراً لاهتمامكم…
Son içerik güncellemesi: 06.10.2026 07:37
Bu dosyayı takip et
Düzeltme bildir
Soru veya düzeltme iletmek için giriş yapın. Hesabınız yoksa haber merkezinden başvurabilirsiniz.
Haberle konuş özelliğini kullanmak için giriş yapın.
Sesli okuma cihazınızın desteklediği seslerle yapılır.
Bu yazıyı paylaşın
Bir paylaşım, daha çok insana ulaşan bir ses.

Abdullah KARACA: “Suriye’de ekonomik toparlanma, üretim ve güvenle mümkün”
Abdullah KARACA: “Suriye’de ekonomik toparlanma, üretim ve güvenle mümkün” FreeNews.TR/ Özel Röportaj /İş insanı ve Sultaniye Group Genel Koordinatörü Abdullah KARACA, freenews.tr…
freenews.trTikTok, YouTube, Snapchat, Messenger, Signal, Discord ve Mastodon için metni kopyalayın; desteklenen gönderi türüne görseli kendiniz ekleyin. Cihazda paylaş menüsünde yalnızca cihazınızın sunduğu uygulamalar görünür.
Bu düğme hesaplara otomatik gönderi veya video yayımlamaz. Görseli indirip aşağıdaki metin ve bağlantıyla birlikte paylaşabilirsiniz.
Görseli indirin, paylaşım metnini kopyalayın ve Instagram’da yeni gönderiye ekleyin. Telefonda paylaşım menüsünde Instagram görünürse onu seçebilirsiniz.
1080 × 1350 piksel. Metin otomatik aktarılmayabilir; kopyalayıp açıklamaya yapıştırın. Haber bağlantısını profilinize veya hikâyedeki bağlantı etiketine ekleyebilirsiniz.
WhatsApp başlığı kalın ve paragrafları ayrı gönderir. Görsel önizlemesini alıcı platform oluşturur; görsel dosyası otomatik eklenmez. Fotoğraf olarak paylaşmak için Görseli indir ve Metni kopyala düğmelerini kullanın.
Etiketler: Abdullah, ekonomi, güvenle, karaca, mümkün, suriye, toparlanma, üretim

Bir yanıt yazın